Masalsı gerçeğimiz gerçeksi bir masala dönüştü!
Çünkü bir şeyin şiir sayılabilmesi için
ille de alt alta mısralarla yazılması gerekirdi!
Yani çok zor anlaşılırdı bir insan, hatta anlaşılamazdı!
Çünkü sanat aşkın bittiği yerde başlardı,
felsefe sanatın tükendiği yerde…
Ve aşk ancak felsefenin son durağında gösterirdi gerçek yüzünü!
Çünkü bir şeyin şiir sayılabilmesi için
ille de alt alta mısralarla yazılması gerekirdi!
Yani çok zor anlaşılırdı bir insan, hatta anlaşılamazdı!
Çünkü sanat aşkın bittiği yerde başlardı,
felsefe sanatın tükendiği yerde…
Ve aşk ancak felsefenin son durağında gösterirdi gerçek yüzünü!
Devamını oku... Yorumlar (4)
Gözkapaklarıma yapışıp gözbebeklerimden içeriye akan
iflah olmaz paranoyaya teslim ederken bedenimi,
yağmur çiseliyor kısacık saçlarıma…
Ve kısacık etekleriyle dört dönüyor etrafımda küçük kız çocukları…
Hepsinin de saçlarına yapışıp kalmış yaklaşan fırtınanın korkusu…
iflah olmaz paranoyaya teslim ederken bedenimi,
yağmur çiseliyor kısacık saçlarıma…
Ve kısacık etekleriyle dört dönüyor etrafımda küçük kız çocukları…
Hepsinin de saçlarına yapışıp kalmış yaklaşan fırtınanın korkusu…
Soyundum elbiselerimden;
tek tek çıkarıp attım üstümden
tüm eski düşlerimi!
tek tek çıkarıp attım üstümden
tüm eski düşlerimi!
Soyundum etimden;
tek tek çıkarıp gizli saklı çekmecelerden,
öldürdüm tüm eski sevgililerimi!
Yapayalnız bir Temmuz gecesi
aniden ayaklanıverdi yaşlı yosma İzmir!
Uyandı Ege mahmur uykusundan
ve elini yüzünü siyanür ile yıkadı
yüzyıllardır bu topraklara hükmeden manasız düşmanlık!
aniden ayaklanıverdi yaşlı yosma İzmir!
Uyandı Ege mahmur uykusundan
ve elini yüzünü siyanür ile yıkadı
yüzyıllardır bu topraklara hükmeden manasız düşmanlık!
Dudaklarımı kemirip duruyorum!
Bir sığınak değil, cephenin tam orta yeri oysa şiir!
Ve bu aşırı romantizm, bu çocukça hayaller
hiçbir soruya cevap değil!
Bir sığınak değil, cephenin tam orta yeri oysa şiir!
Ve bu aşırı romantizm, bu çocukça hayaller
hiçbir soruya cevap değil!
Ey zavallı şair bozuntusu!
Dön de bir şu haline bak!
Güzel kızların tahrik edici bakışları
gezinmeye başladığından beri çirkin bedeninde
eskisi gibi yazamaz oldun artık!
Dön de bir şu haline bak!
Güzel kızların tahrik edici bakışları
gezinmeye başladığından beri çirkin bedeninde
eskisi gibi yazamaz oldun artık!
Neyin peşindesin İsrail?!
Nedir bu zulüm nedir sizi bu kadar acımasız olmaya zorlayan?!
Siz değil miydiniz daha dün
Firavun’un emriyle Mısır’dan kovulan?!
Siz değil miydiniz sanki daha dün
Endülüs’ten kovulup Osmanlıya sığınan?!
Nedir bu zulüm nedir sizi bu kadar acımasız olmaya zorlayan?!
Siz değil miydiniz daha dün
Firavun’un emriyle Mısır’dan kovulan?!
Siz değil miydiniz sanki daha dün
Endülüs’ten kovulup Osmanlıya sığınan?!
O'nu özlüyorum...
O dediğim
üçüncü tekil şahısa indirgediğim acımasız deprem
bir zamanlar -çok da değil üstelik daha dün gibi-
birinci çoğul şahıs oluşumu sağlamıştı...
oysa 2. tekil şahıstı hep
gittiği gün söküldü rütbeleri...
O dediğim
üçüncü tekil şahısa indirgediğim acımasız deprem
bir zamanlar -çok da değil üstelik daha dün gibi-
birinci çoğul şahıs oluşumu sağlamıştı...
oysa 2. tekil şahıstı hep
gittiği gün söküldü rütbeleri...
ellerimde anlatılmaz bir mutluluğun parmak izleri var
nasıl kenetlendiyse ince narin parmakların parmaklarımla
öyle büyük bir parmaklıkla örtüldü bana baktığında Dünya!
"Ben bu hapishaneye doğru gönüllü tünel kazdım; herkes burdan gitmek için çabalarken.."
nasıl kenetlendiyse ince narin parmakların parmaklarımla
öyle büyük bir parmaklıkla örtüldü bana baktığında Dünya!
"Ben bu hapishaneye doğru gönüllü tünel kazdım; herkes burdan gitmek için çabalarken.."
Sarsıldım, omzundan tutulup kendisine gelmesi için silkelenen bir sarhoş gibi; öne düştü başım!
Sustum! Ellerimi yüzüme götürmeme bile izin vermedi bakışların! Sustum!
Sus pus oldu sesim! Toplayıp yeniden tüm ordularını “savaş boyası” diye sürdün yüzüne bu kez gözyaşlarımı!
Sustum! Ellerimi yüzüme götürmeme bile izin vermedi bakışların! Sustum!
Sus pus oldu sesim! Toplayıp yeniden tüm ordularını “savaş boyası” diye sürdün yüzüne bu kez gözyaşlarımı!