Sorulmamış Sorulara Cevaplar

Sorulmamış Sorulara Cevaplar, henüz taslak aşamasında olan ve üzerinde çalışılmasını gerektiren bir metindir. Diğer Rahmi Vidinlioğlu metinlerinden felsefi ve tasavvufi içeriği ile ayrılır.

Her zamanki şiirsel anlatım ve vurucu cümleler ile çoşkun bir sel gibi akan Sorulmamış Sorulara Cevaplar, aynı zamanda Nietzshe'nin "Böyle Buyurdu Zerdüşt" adlı eserine karşı yazılmış en sert eleştirilerden biri konumundadır.

Eserin dikkat çekici en önemli özelliği tamamen Kur'an referanslı bir felsefe kitabı olmasıdır. Kur'ân'daki ayetler tarafından onaylanmayan hiçbir bildirimde bulunmamakla birlikte, bildirimlerini sürekli ilgili ayetlere dipnot gönderimleri ile destekler.

Toplamda 450 sayfa sürmesi planlanan eser için 150 sayfalık dipnot ayrılmış olması ne kadar karmaşık bir metin olduğu konusunda fikir vermeye yeterlidir.

2002 yılında yazılmaya başlanmış olan Sorulmamış Sorulara Cevaplar'ın 2011 sonunda tamamlanarak yayınlanması planlanmaktadır.

Arka Kapak

Para olmuş sizin her şeyiniz! Siz paraya tapıyorsunuz artık. Evet, Allah her köşe başına cami yapmanızı istemedi sizden, O’nun kitaplarını alıp duvarlarınıza asmanızı istemedi. Siz, parayı tanrı edindiniz; diliniz Allah’a kulluk ettiğinizi söylerken!


Parası olan milletin dilini, kutsal bir ilahi gibi öğrettiğiniz okullarınızda! Paraya boyun eğdiniz siz! Para için her şeyinizi sattınız; şerefinizi, namusunuzu, dilinizi ve dininizi! Satacak neyiniz kaldı şimdi; yalanlarınızdan başka? Satın yalanlarınızı birbirinize, durmayın, kandırın birbirinizi okullarınızdan aldığınız o sahte diplomalarınızla!  Oysa ne kadar yüksekse diplomanızın derecesi, o kadar yüksektir sizin cehaletiniz!

Ben, yalanlardan değil, gerçeklerden bahsediyorum size! Kanserleşmiş vicdanınızı tedavi edecek, kuvvetli bir ilaç getirdim hazine sandığımda!

Alın başınıza çalın okullarınızı! Başınıza çalın sahte aşklarınızı, altınınızı, petrolünüzü, hisse senetlerinizi ve banka hesaplarınızı! Yemin ettim ben; bambaşka bir doruğa dikeceğim bayrağımı! Lanet olsun şu kanlanmış dudaklarınızdan dökülen her bir kelimeye! Bas bas bağırıyorum işte: “HEPİNİZ YALANCISINIZ!”

Durmayın hadi, giydirin üzerime deli gömleğimi! Güçlüsünüz ya siz, tımarhaneleriniz var, hapishaneleriniz ve okullarınız! Vurun hadi, paramparça edin beynimi! Kaçabilecek misiniz sanki size gösterdiğim kirlenmiş yüzünüzden?! Durmayın hadi, yakın beni şehrin orta yerinde kurduğunuz bir alevle! Vücudum alev aldıkça, tükürüklerinizle söndürün, bedenim söndükçe, küfürlerinizle harlandırın altımdaki ateşi! Bilmezsiniz, bir su gibi serin oluverir inananları yakmak için tutuşturduğunuz odunlar! Kaçabilecek misiniz bakalım kendinizden? Hadi yakın beni! Kurtulabilecek misiniz kendi rezil geçmişinizden? Durmayın hadi, öldürün beni! Çünkü ben, tertemiz bir ayna taşıyorum ellerimde ve yüzünüze tutuyorum o aynayı; kırılacağını bile bile!